28 Aralık 2009 Pazartesi

Gec gelen buenos aires yazisi…

Yazi gec geldi, cunku sasirdik kaldik. Ya da sasirmadik da sozum ona yerliler, doga diye ciktigimiz yolda gidip en Avrupali sehirde tikandik kaldik diyelim. Doya doya, bayagi da isteye isteye... Geldik, gorduk, cikamadik…

Ilk planda Buenos Aires’te bi bucuk hafta kaliriz demistik. Giristen iki hafta oldu. Sonra, e gorusmeler var, bi hafta daha kalalim dedik. Etrafini gormedik deyip bi hafta daha derken, 4 hafta kaldik. Iyi de yaptik. Ama simdi nasil anlaticaz, neresinden tutucaz bilemiyoruz.

Sili’den cikisimiz, girisi olmasini istemedigimiz bi cikisti. Dolayisiyla arjantine girmek bizim icin kilometre tasiydi. Sonunda girdik dedik. Mendoza’ya geldik once. Hemen hersey degisti. Ortalikta hic yerli yoktu, aksine herkes sarisin, kumral renkli gozlu vs… bildigin evropali hesabi. Genis caddeler, herkesin soyledigi hesapli ve sahane biftekler, sarap vs… hemen daldik… Buenos airese devam ettik. Otobus piril, ustune bi de bingo oynadik otobuscene. Boyle bi hep beraberiz havalari…

Buenos airese gelince de otogarda hemman kalicak yer baktik. Palermo bizim semt oldu. Biz Cumartesi vardik, kizlar (Asli, Didem) pazar geliyordu. Sozde bi kac haftaligina, hostel el candil’le anlastik. Bilmiyorduk ki orda 3-5 oda degistiricez, sahipleriyle arkadas olucaz felan…

Ilk gun avenida cordoba’da alisverise verdik kendimizi. Daglar, bayirlar, jungle’dan sonra sehre adapte olmak icin ne gerekiyosa aldik. Ertesi gun kizlari karsilamaya havaalanina gittik. harala gureleden sonra, diger bi asliyla bulustuk. Bu asli bu hikayede gecen 3. asli bu arada, du bakalim. Diger Asli doktora arastirmasinda, Turkiye-Arjantin, darbeler vs. ilgili uzun uzun konustuk, tartistik. Duzenli takip eden birinden (biz internetle ilgili her konuda cok beceriksiziz ya burda) ince haberler aldik. Olan bitene uzulduk, sinirlendik…

Hatirladiklarimiz; pazar gunleri san telmo’ya gitmeye calistik. Sokakta hippiler, incik boncukcular, antikacilar, eskiciler… her yer arty-farty dizaynlar felan, sadece o kadar degil tabii bayagi muzikli dansli sokaklar… Ilk bi iki gun kredi kartiyla para cektik/cekemedik, odedik/odeyemedik telasiyla florida sokaginda yukari asagi yaptik. Neyse ki kizlar sonunda el calafate’ye ucak biletlerini aldilar. Ondan sonra ne diyelim, hermeto pascual, salinas, manu chao gibi meshor artizleri dinledik. La confiteria’da tango denedik. Aramizdaki bazi odunlar icin hiiic kolay diildi (onlar kendilerini bilir). Kizlar gitti, geldi. Biz hep el candil’deydik. Bi ara rollerblade felan yaptik, puerto madera’da. Serrano meydanindaki el taller mekanimiz oldu vs. vs…

Unzile Ispanyolca dersi almaya karar verdi, sonunda. Hocasi, bay serebrenik ve esi bizi bi Pazar yemege cagirdilar. Diller, arjantin, turkiye, 5 saat kadar sohbet ettik. Zamaninda diktadan kacip kanarya adalarina yerlesmisler. Demokrasi gelince, onlar da gelmis. Dolayisiyla askerler neler yapiyor, nasil yapiyorlar da konustuk. Ama bu konu zaten arjantinde su yuzunde. Eski mekanize birlik okulu, dikta zamani iskence ve cezaevi olan yer artik muze gibi, antropologlarin calistigi, rehberlerin nerelerde iskence yapildigini anlattiklari bir yer olmus. Plaza de mayo anneleri gibi kaybedilenlerin buyukbabalari ve cocuklari da hesap soruyorlar. Justicia y castigo, adalet ve ceza! Serebrenik hocayla esine boynumuz bukuk kaldi tabii. 30 sene oncesini yargilamak bi yana biz yeni emeklileri taburcu edip gonderiyoruz, anayasaya dokunan yok, diyemedik…

Buenos aires bizi yuttu, biz de musaade ettik. Cunku sehir coook guzel. Bi kere yesil. Genis caddeler, agaclar, parklar, her yerde seyredilecek grafitiler… aksamustu oldu mu millet her yerde spor yapiyor. Bir suru kucuk dukkan, hepsinde ilginc ilginc seyler. Gece 11 gibi ancak yemege oturuyorlar. E biz de adapte olduk, cok hizli.

Son iki gun bisikletle dolandik. Mataderos (sehrin obur ucu), Tigre’ye trenle gitmek gibi atraksiyonlar yaptik. Iki gunlugune Uruguay’a gectik. Feribot uc saatte colonia’ya vardi. Bi gece orda kalip ertesi gun montevideo’ya gittik, donduk. Colonia buyuk sehirden sonra iyi geldi. Sakin, nehir kenari, yesil, manzarali vs… Montevideo da baska bir buyuk sehirdi… soylenecek pek de bisiy yok…

Bi de eklemek gerek, Franco bizi buenos aires’te bi japon lokantasina goturdu. Deli, 70 yasinda bi japon, sadece iki masaya kendisi pisirip servis yapiyo. Ama gerrcekten iyi degil aklen. Adam ikinci dunya savasinda kalmis, bulundugu tarafi da hic degistirmeden. Bayiliyor Almanlara… hala… (anladiniz siz onu). arada “Uskudara gider iken” diye sarki soyleyip, sonra da firca cekiyor.

Eof! Sonuc olarak Buenos Aires’te cok vakit harcadik. Kipirdayamadik. Pisman miyiz, degil miyiz henuz bilmiyoruz!

En sonunda Iguazu’ya bilet aldik. Iguazu’da Henrique’yle bulustuk. Iguazu paraguay, brezilya ve arjantin arasinda bi yer. 275 selale var. Henrique bizi alip brezilya tarafina gecirdi. Sonra yine donduk. Ertesi gun de arjantin tarafindan selaleleri gezdirdi. Bi sonraki gun de selalelerin dibine giden bota binmeye diye tekrar selalelere gidip, islanip donduk. Hostel’de sonunda bi parilla (mangal!!) yapabildik.

Iguazu’nun bizim icin onemi 30 ocak icin meksikaya ucak bileti almak oldu. 3 aydir ilk defa donus haricinde bi tarihimiz var artik. Ama sonra kosarak brezilya’ya gectik.
Simdi, Brezilya’da, florianapolis’te, adanin guneyindeyiz. Rezervasyon yaptirdigimiz hostele giderken otobuste tanistigimiz arjantinli arkadasinin evini onerdi. Kucuk bi koyde, turist olmayan bi yerde kaliyoruz. Simdilik plan, yarin araba kiralayip brezilyayi arabayla gezmek. Ha brezilya derken, kucuk bi kismini, cunku cooook buyuk memleket... Planin bi baska parcasi da ay sonunda porto alegre’deki sosyal foruma gitmek. Ona da kayit felan yaptirdik, haziriz yane…

Simdi, arjantin icin ne diyelim? kisaca cok guzel! Ilk defa kacmadik.

2 Aralık 2009 Çarşamba

Buenos Aires'ten fotolar








Onden fotolar geliyo. bi ara yazicaz...